Genel, Life Style

Rafting Günlüğü

02 Temmuz 2012

Rafting sever misiniz? Hiç yaptınız mı ya da yapmayı hiç düşündünüz mü?

Tatil kelimesi birçoğumuzda kızgın kumlardan soğuk sulara atlama hayalleri ya da sabah plajda akşam kulüpte eğlenme istekleri uyandırıyor olabilir. Ancak bir dakika! Her zaman aynı şeyi yapmak istemeyebilirsiniz. Kendim deneyip çok da memnun kaldığım tatil aktivitelerimden bahsetmek istiyorum size biraz. Belki sizin içinde alternatif bir tatil seçeneği sunmuş olurum. Yazının başından da anlaşılacağı gibi sizi rafting çılgınlığına davet etmek istiyorum.

İlk rafting deneyimim üniversiteyi kazanmadan önce yaşanmıştı ve şimdi de hızımı alamıyorum diyebiliriz. Bu hikâyede göreceğiniz fotoğraflar çok taze olmayabilir. Ancak eminim içinizde birazcık var olan doğa ve adrenalin tutkusunu ortaya çıkartacak kadar cezbediciler. Hazırsanız yolculuğumuza başlayabiliriz. Kasklarınızı çıkartmayın ve ne olursa olsun küreklerinizi suya düşürmeyin.

Rafting yapmak için gideceğimiz istikamet Rize’de Fırtına Deresi idi. Muhteşem doğası  ve el değmemiş güzellikleri ile Rize tam anlamı ile harika bir cennet. Eğer yolunuz düşerse Ayder Yaylasına uğramadan geçmeyin derim.

Kamp yapacağımız yere ulaştıktan sonra ilk yapacağımız şey çadırlarımızı kuracağımız alanı ayaklarımızla düzeltmek oldu. Evet, ayaklarınızla kumu ezerek daha düz bir alan haline getiriyorsunuz. Tıpkı spor yapmaya başlamadan önce yaptığınız ısınma hareketleri gibi. Tabi söz konusu Karadeniz olunca bu işi horon tepmeye başlayarak da yapabilirsiniz.

Çadır kurmak hiç de sandığınız kadar kolay bir iş değil. Tecrübe ile sabittir

Bu yolculuğa bir avuç Türk ve yirmi beş yabacı öğrenci arkadaş ile çıktık. Tek amaç eğlenmekti. Ve amacımızı yerine getirdiğimizi söylemem gerek yok sanırım.

Rafting şenlikleri iki gün sürdü. Bu iki gün içerisinde rafting yaptık, horon teptik, harika fotoğraflar çektik, gece ateş yakıp yerel sanatçıların konserlerini dinledik. Bazen uyku tulumlarımızın içinden böcekler topladık bazen Fırtına Deresinin soğuk sularına atlayıp serinledik. Kısacık iki güne o kadar çok şey sığdırdık ki. Kesinlikle yaşanması gereken bir deneyimdi.

O buz gibi sularda batıp çıkarak gitmek yok mu 🙂

Takımlar arasında büyük çekişmeler var 🙂

Bu postta size kombin önerisi sunamadım. Ama en azından kampa giderken giyeceğiniz kıyafetler hakkında biraz fikir sahibi olmuşsunuzdur diye düşünüyorum. Rahat bir t-shirt ve kısa bir şort çok rahat etmenizi sağlar. Benim giydiğim botlar yazlık bot. Sandaletlerde çok rahat ettiğimi söyleyemeyeceğim çünkü bir kuma bir suya giren ayaklarınız sürekli çamur oluyor. Ama bu botlar yazlık oldukları için hem serin hem de kuru tutuyorlar. Ayrıca dikenlere ve böceklere karşı da koruma sağladığını söylemeliyim. Sandalette bu şansınız yok.  Bu da size şort kombini olarak gelsin.

Arkadaşlarımdan birinin benim için çizdiği bir resim

Horon olmadan olmaz

Bu fotoğrafta horon başı çekenlerden lacivert t-shirt giyenin İtalyan kırmızı t-shirt giyenin İspanyol olduğunu özellikle belirtmek istiyorum:)

gece ateşler yakıldı ve fenerler uçuruldu

Ve iki günlük kampımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şimdi veda vakti. Tekrar görüşmek üzere iyi bakın kendinize 🙂

No votes yet.
Please wait...

No Comments

Leave a Reply